Zaman Sadece bir kere doğmuş İzbe çocukluğuyla Geçicilikten ibaret, esmer tenli bir gençtir Neler yaptığını bilmeden dolanıp dururken Onu her gördüğümüzde üstüne anlamlar Taşıyamayacağı anlamlar yüklemişizdir Yaşanmış Ya da yaşanmak istenmiş Bütün anlamlar Tenine yapışmış en çirkin haliyle Anlamsızlaşmıştır Zaman kalp kırmadan, gözleri yerde Ömrümüzden geçmiştir.
Kaldırım taşları arasından çıkan yeşillik Umutları işte oraya sakladık Yağmurları gözlerimizin içine Gökkuşağını kalbimize Rüzgârları saçlarımıza sakladık Mutluluğu kırmızı yanaklı bir çocuğa emanet ettik Yanaklarındaki güneşi bir meleğe Kalbindeki sevgiyi ise dualara emanet ettik Kendimizi ise Bulamadık bir yer Sığamadık emanet kasaya.
Sesleniyorum sessiz sedasız, nasıl seslenmek… Mevsimlerin geçtiği her yoldan, avazım çıkmayıncaya Eski tüllerin arkasında yeni şeritli yollara baka baka Cuma akşamları teneke kadehleri çalar meyhanemde Cümbüş var, ayrılık düşmüş haneme gel sende Camgüzelleri bugün daha canlı Ayını bekliyor hepsi cam kenarı kafeste Ellerinde biletlerle gel, senelerin peşinde Cumartesi sabahı dağılacaktık nerede kaldın Geçemedin mi gecenin bile içinden Sade benim nefesim mi kolaydı geçilesi? Meyhanemde sana küstü, mevsimlerimde Kaçırdın cümbüşü saklı kaldı içimde Bir kitabın arasına koyduğumuz Gezi notları ve biletler gibiyiz Eskiyene kadar arada kalıyoruz Dert etmesek mi atılan tüm tekleri Kılçıksızdır belki bu hayat Öylece lüp diye gidiyordur boğazdan Gemileri bile sollayarak Azalıyor içimizde zaman kadar İyi olan yan, düşünmekten bunlar Düşünüyoruz ama bak İki yenik bir şişeyi dolduramadık Cümbüş var camgüzelleri Elleri...
Yorumlar
Yorum Gönder