Kayıtlar

Ağustos, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SUS –a'mak

Nedenler, nedenlerimiz  Gökyüzü gibi  Hava gibi, nefes  Ten gibi   Nedensiz kalınsa   Yok olunur gibi  Değil mi ki kader  Üstümüzü örter  Üstümüz kardan bir kâğıt  Çiçekleri çizen küçük ellerimiz  Renkli papatyalar solda ve sağda  Ve ortada kendi elini tutan  Kendi başına çocukluğumuz  Susmak başta güzeldi komutanım   Sus dedik kendimize, önce adap  Sus! dendi yüzümüze   Yüzümüzden gidilmesin diye  Sus olduk, süs olduk  Salağa yatarken  Sonunda başardık salak olduk  Ondan sonra ne olma dendiyse  O olduk komutanım  Gerisi teferruat  Bir de olamadıklarımız   Olabilecekken olamadıklarımız  Oldurabilecekken olduramadıklarımız  Hep okurduk, dinlerdik  Uzak diyarın masalları gibiydiler  Uzak diyar masallarında   Bizler varmışız  Bizler, biz tek ayak üstünde   Kırk taklayla güvercin kaçıranlar  Sol eli...

YARI YOLDA

Ben de ölmeyi iyi bilirim   Ruhum tutunmasaydı intikamına  Bilirim güneş buluta düşman  Bulut rüzgâra, rüzgâr dağa  Dağ bir manzaraya sığmaz oysa  Sığsaydı belki bir tabloya  Yıkılmazdı başa  Bilirim yolda kalır  İntikam yeminleri eden  Herkes herkesin bir zamanları  Bir varmış bir yokmuşu  Sonuçta  En çok insan değildir yarı yolda kalan  Sözlerdir  Yine de son kez  Misal  Sana yazdığım bir yazıyı   Şöyle okuyacaklar  “Öküzsün diyemedi  Ruhun şiir okumaya müsait değil dedi.”